7 Ekim 2010 Perşembe

Zana Farqînî: Kürtçe eğitim dili olmazsa yok olur

İSTANBUL - Kürtçeye ilişkin uzun yıllardır sürdürdüğü çalışmalar, hazırladığı sözlükler ve bilimsel çalışmalarıyla tanınan Zana Farqînî, dil boykotunun etkili olduğunu belirtti. Kürtlerin asimilasyoncu politikaya karşı elini çabuk tutması gerektiğini kaydeden Zana, “Kürtçe evlere hapsedilmiş durumda. Dilin evin içinden çıkması ve yaşamın bütün alanlarına dağılması yerleşmesi lazım. Her türlü alanda alış veriş, ticaret, eğitim, öğretim ve pazar dili olmalıdır” diyor.

TZPKurdî’nin başlattığı okul boykotu, Kürtçe üzerindeki yasaklar ve bilimsel alan ile Kürtçe arasındaki ilişki konusunda ANF’ye bilgi veren Kürtçe uzmanı Zana Farqînî, Kürt kurum ve kuruluşlarının da gelecekteki gelişmeler için hazırlıklı olmasını istedi.

BİR DİL EĞİTİM DİLİ OLMAZSA YOK OLUR

* Bir dil bilimci olarak Kürtçenin geleceği ve toplum arasında yerleşmesi konusunda okul boykotunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Kürtler ilk kez kitlesel bir şekilde ve örgütlü bir şekilde böyle bir eylem gerçekleştirerek anadilde eğitim meselesine dikkat çekiyor. Bir kere bu çok önemli bir durum ve Kürtler, anadil hakkının insani bir hak olduğunu, demokratik ve meşru bir hak olduğunu belirtmiş oluyor. Bu yüzyılda başka bir şey de var, bir dil eğitim dili olmazsa ve okullara girmezse o dilin geleceği tehlikededir.

Bu tehlikeye dikkat çekmek için ve de kitlesel bir şekilde eğitim hakkı talep edildiği için, bu talep eskisinden çok daha geniş şekilde gündemdeki yerini alacaktır ve bu konuda, Kürtlerin dil konusundaki talepleriyle ilgili tartışmalar daha geniş şekilde yapılacaktır. Zaten bu eylem başladıktan sonra basın ve yayın kuruluşlarında meseleye ilişkin çok fazla tartışma var. Bana göre boykot etkisini bir şekilde gösterdi ve bu sonucun iyi değerlendirilmesi iyi tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Bir dilin geleceği, çocukların geleceği ve istikbaliyle alakalıdır, bunun için dil okullarda eğitim dili olmadığı sürece, artık bu yüzyılda insan dilin yaşaması ya da ölmesine ilişkin konuşmaya bile gerek yoktur. Bu boykot yüksek ve güçlü bir sesle artık yeter dedi.

UYGULAMADA SORUMLULUK DEVLETİNDİR

* Peki bu gün dilin serbest bırakılmasına ilişkin bir karar alındığını varsayarsak, Kürtler buna ne kadar hazırlıkla? Kürtlerin, anadilde eğitim talebinin bütün zorluklarını yerine getirebilecek çözümleri var mı sizce?

- Doğrusu ben çok da büyük bir hazırlık görmüyorum. Ama bence mesele bu değil. Her şeyden önce bu hakkın Kürtlere verilmesi lazım. Niye böyle diyorum, çünkü Kürtlerin istek ve iradeleri dışında, dilleri, kültürleri, kimlikleri, kısacası varlıkları yasaklanmıştı ve bütün hakları gasp edilmişti, o yüzden diyorum ki ilk önce bu hakların geri verilmesi gerekiyor ve ardından da devlet bu hakların yerleşmesi ve uygulanması için çalışma ve hazırlık yapmalıdır. Bunun zeminini ve gerekliliklerini yerine getirmelidir. Kadroların yetiştirilmesinden tutalım, eğitim materyallerine kadar bunu devletin yapması lazım. Zaten bütün ders kitaplarını devlet kendi kasasından veriyor. Neden bu durum Kürtçe eğitim materyalleri için de söz konusu olmasın ki?

Bütün bunların gerçekçi olması lazım. Bence Kürtlerin kendi dillerindeki eğitim hakkını elde edebilmeleri için, meşru mücadelelerini, demokratik hak talep etme mücadelelerini sürdürmesi farzdır. Ayrıca Kürt kurum ve kuruluşları da, özellikle meseleyle ilgili kuruluşların kendi şartları ölçüsünde hazırlık yapması lazım. Hem materyal hazırlamaları lazım hem de kadro yetiştirmeleri lazım. Kürt kurumlarının kendi başına bu yükün altından çıkabilmeleri ekonomik ve kadrosal anlamda tek başına mümkün değil. Zaten bu başlı başına Kürt kurumlarının işi, vazifesi de değil. Devletin sorumluluğunda ve devletin görevidir bu. Kürtler ve Kürt kurumları ancak bu konuda devlete yardımcı olabilir ve devletin yükünü biraz daha hafifletmiş olur. Ama en önemlisi bu hakkın elde edilmesidir, sonrada bu hakkın kullanılmasıdır. Bence konuya bu gözle bakmamız lazım.

KÜRTÇE HALA TÜRKÇEYE KARŞI DİRENİYOR

* Teknoloji, enformasyon ve günlük yaşamdaki adaptasyon konusunda Kürtler arasında önemli bir ilerleme söz konusu, ancak bu Kürtçenin günlük yaşamda yerleşmesi konusunda bezer ilerlemeden söz edemiyoruz. Kürtçenin önündeki baskı ve yasakların kalkması özellikle bu üç konu üzerinde nasıl bir etki yapacaktır?

- Devletin Kürtçe üzerindeki politikalarından dolayı aslında Kürtçenin durumu ortada. Kürtçe bir anlamda Türkçe karşısında direnmeye devam ediyor ölmemek için. Ancak bu durum; ki ben buna ‘Kürtçenin ölüm kalım durumu’ diyorum, böyle devam ederse, birkaç kuşak sonra dil ölümle yüz yüze kalacak. Türk devleti kreşlerle, okul öncesi eğitimlerle çocukların okul öncesindeki eğitimlerden tutalım devamındaki sürecin tamamında Türkçe eğitilmesine kurgulanmış durumda. Eskiden diyorduk ki asimilasyon ilkokuldan başlıyor, ancak şimdi öyle değil. Onun için Kürtlerin elini çabuk tutması lazım ve bu asimilasyoncu ve dejenere edici politikaların önünü kapatması lazım. Kürt dilinde eğitim hakkının elde edilmesi için mücadelelerini daha da genişletip yaymaları lazım.

KÜRTLER BİRAZ DA KENDİ KENDİLERİNİ ASİMİLE EDİYOR

Bugün bütün ilerlemeler ve farklı alanlardaki hadiseler Türkçe yoluyla Kürtler arasında yayılıyor. Bu yüzden Kürtler çok dezavantajlı bir durumdalar. Dil konusunda önemli bir hassasiyet, önemli bir tereddüt aslında yok. Biraz da Kürtler kendi kendilerini asimile ve dejenere ediyor böylece. Kürt kurumları, örgütleri, önder ve öncüleri, yazarları, sanatçıları, yayınevleri, yayınlarının, Kürtçenin öğretilmesi konusunda eskisinden çok daha fazla önem vermesi lazım. Talepleri ne olursa olsun, bence bütün bunları kendi dilleriyle ifade etmeleri lazım ve bu dille açıklamaları lazım. Bu durum asimilasyonun önünde bir engel olabilir ve Kürtçeye adeta ruh ve can verir.

Anadilde eğitimin iki tarafı var. Birincisi çocukların durumuna dikkat çeken ve çocukların kendi ana dilleriyle eğitim gördükleri taktirde nasıl bir başarı grafiği çizdikleri, nasıl bir özgüven kazanabildikleri, ne kadar derse katıldıkları ve ne kadar geniş ufuklu olduklarıyla ilgilenen pedagojik tarafıdır. Diğer yanı da, çocuklar kendi dillerini unutmaz, ikinci dile hakim oldukları kadar kendi anadillerine de hakim oluyorlar ve asimile olmuyorlar. Yani kimliklerine, dillerine, kültürlerine sahip çıkıyorlar. Yani kimliklerinden utanç duymuyorlar ve bu konuda kendilerine güvenleri de tamdır.

ÇOCUKLAR STANDART BİR DİL KULLANIYOR

Çocuklar kendi dillerinde eğitim gördükleri taktirde, dilin kullanılması konusunda, yeni algı ve anlayışlar konusunda hiçbir zorlukla karşılaşmıyorlar. Problemli ve karışıklıktan uzak, standart bir dil kullanıyorlar ve de bu şekilde dillerinin mücadelecisi ve öğreticisi olabiliyorlar. İşte o zaman yaşamın tüm alanları Kürtçe olabiliyor. Bugün diyebiliriz ki Kürtçe sadece evlere hapsedilmiş durumda. Dilin evlerin içinden çıkması ve yaşamın bütün alanlarına dağılması yerleşmesi lazım. Her türlü alanda alış veriş, ticaret, eğitim, öğretim ve Pazar dili olmalıdır. Kısacası dilin evinin genişlemesi ve bu kuşatılmışlıktan kurtulması lazım.

* Peki matematik, fizik ve diğer bilimsel alanların Kürtçe ile ilişkileri nedir? Kürtçe bilim, matematik vs. mümkün müdür ya da bu konudaki hazırlıklar neye göre, nasıl yapılmalı?

- Dil biliminde bir söz vardır. Derler ki fakirin ve fukaranın dili yoktur. Her dil eksik ve yetmezliklerini giderecek güce ve iradeye sahiptir. O yüzden ben de diyorum ki, ezen ve ezilen diller vardır. Devleti olan ve devleti olmayan diller vardır. Hiçbir dil dünyanın kuruluşundan bu yana aynı zenginlik ve hazineye sahip değildir. Zaman ve çağın koşullarına göre, siyasi ve ticari gelişmelere göre, sahip olduğu iktidar gibi avantajlar sayesinde kendini var etmiş ve geliştirmiştir ve bu şekilde bu diller siyasi bir statünün sahibi olmuşlardır. Bu yüzden de, bu yüzyıl ve geçen yüzyılda hangi dil resmi dil olmuşsa, o dil ilerlemiş, gelişmiş, o dil bilim ve diğer disiplinler anlamında gelişimini bir şekilde tamamlamıştır. Başka dillerden kelimeler borç edilmiş, ödünç alınmış ya da kelimelerin oluşturulması gibi meselelere başvurulmuş ya da kelimelere mana ve anlamlar yüklenmiştir. O yüzden diyoruz ki hiçbir dil yüzde yüz arı ve saf değildir. Her dilde yabancı kelime ve deyimler vardır. Ancak dilin gelişmesinin yol ve yordamları bellidir. İnsan diğer ulusların dil konusundaki tecrübe ve sınavlarına baksa bile bu yoları görecektir. Ayrıcı bu yollar da denenebilir, bu metotlardan faydalanılabilir.

DİASPORA VE GÜNEYDEKİ KÜRTÇE EĞİTİM ÖNEMLİ BİR SINAV

Ancak Kürtçeye dönecek olursak, Kürtçe, mevcut durumuna, yani yasaklı olma hali, baskı ve tehdit altında olması ve bu sürecin devam ediyor olması, hala darbe yiyor olmasına rağmen hala canlı ve bir dil olarak fazlasıyla yeterliliğe sahiptir. Ancak öbür yandan Güneydeki ve diasporadaki Kürtlerin bu anlamdaki sınavı, oralarda verilen Kürtçe eğitim, bizim için çok önemlidir. Onlardan faydalanabiliriz ve örnek olarak uygulayabiliriz. Ama önemli olan, siyasi yasak ve baskıların kalkması ve dil üzerindeki yasakların kalkmasıdır. Kürtler birbirlerinden faydalanabilir, iradi bir müdahale ve akademik kurum ve kuruluşlarla, uzmanların yardımlarıyla bütün bu eksik ve yetmezlikler giderilebilir.

Sonuç olarak, yılardır Kürtçe üzerinde çalışmalar yapan ve sözlükler hazırlayan biri olarak, siyasi bir endişe ve propagandadan uzak, rahatça diyebilirim ki Kürtçe öyle eğitim dili olmayacak kadar zayıf ve güçsüz bir dil değildir. Sadece Kuzeydeki son 10-15 yılı göz ününe getirirsek, Kürtçenin önündeki engeller biraz kalktığında dil kendini tarttı ve geliştirdi ve ilerledi. Bütün bu durum Kürtçenin şu an itibariyle kendine tamamen yeten, zengin ev her şeyi karşılayacak bir olduğu anlamına gelmez.

Son söz olarak, Kürtçenin bazı sıkıntı ve eksiklikleri olsa da, politik ret sebeplerinden, inkar, imha ve asimilasyona rağmen Kürtçe yetkin bir dildir. Kendisine yetecek bir dildir. Kürtçe üretimin gücü ve o dilin olanaklarını bilen biri olarak, bu dil kısacası kendini geliştirme, eksiklerini giderme ve kendisini yeterli seviyeye getirme potansiyeline sahiptir. Sadece bu imkanların yaratılması ve eğitim dili olarak serbest bırakılması yeterli. Dil ile ilgili Kürt kurumlarına düşen var, hiç olmazsa geç kalmadan ilkokullar için eğitim müfredatı için örnek de olsa ders kitapları hazırlanmalı. Slogan da demokratik bir eğitim için iki dilli eğitim olmalıdır.

ANF NEWS AGENCY

NOT: HABERİ KOPYALAMAK VEYA YENİDEN YAYINLAMAK YASAKTIR

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder