24 Eylül 2010 Cuma

Anadilde eğitimi reddeden bir hükümet sorunu çözer mi?

HABER MERKEZİ - BDP ile AKP yetkilileri görüştü. Bu görüşmeyi olağanüstü yapan AKP'nin tutumudur. Çünkü AKP genel başkanı Tayyip Erdoğan yıllarca “PKK'ye karşı çıkmazlarsa görüşmem” dedi. Böylece Kürt Demokratik Hareketini yasadışıymış gibi hedef gösterdi. Bu durum hükümetle DTP ve BDP arasında gerilimler ortaya çıkardı. Çünkü AKP klasik devlet zihniyetini aşmadığı için BDP'yi sindiremiyordu.

Belki bu görüşme olmuştur, ama devletin hala BDP'yi sindirdiği söylenemez. KCK davası adı altında tutuklananlar serbest bırakılmadan; yüzde 10 barajı düşürülmeden, Türkiye siyasi ortamının normalleşmesi düşünülemez.

Aslında başka bir yerde iki bine yakın üyesi tutuklanan bir parti iktidarda olan bir partiyle kesinlikle görüşme yapmazdı. Bu o partinin en doğal hakkı olurdu. Eğer iki bine tutukluya rağmen BDP görüşüyorsa bu onların sorumlu davranmasıdır. Barış ve demokrasi için olumlu olacaksa buna da katlanırız demişlerdir. Bu nedenle BDP'nin mevcut tutumunun değerini herkes bilmelidir. Bu görüşmede sorumlu davranan AKP değil, BDP’dir.

AKP hükümeti yüzde 10 barajıyla Kürtleri meclis dışında tutmak istiyor. Eğer baraj yüzde 5’e inse tüm Kürdistan kentlerinde BDP birinci parti olur. Kürdistan coğrafyası haritada farklı bir renkle gösterilmek durumunda kalınır.

AKP hükümeti bunu engellemek için bu antidemokratik barajı koruyor. Bu baraj sadece BDP'yi engellemek için sürdürülüyor. BDP buna rağmen görüşüyorsa bunun çok sorumlu davranış olduğu görülmelidir.

Yüzde 10 barajını savunan bir ülke ve bir parti demokratik olamaz. Bir parti zayıf düşürülmek için hem baraj konuyor hem de binlerce üyesi tutuklanıyorsa orada demokrasiden söz edilemez. Böyle bir hükümet de temel demokratikleşme sorunlarını çözemez.

Herhalde bu görüşme karşılıklı taleplerin iletilmesiyle geçmiştir. Kuşkusuz hakları gasp edilenler Kürtlerdir. Talepleri karşılanması gereken parti BDP’dir. Çünkü Kürt sorunu Kürtlerin haklarının gasp edilmesi nedeniyle çıkmıştır. Kürt sorununu yaratan, Türk devletinin politikasıdır. Dolayısıyla çözüm konusunda adım atılması da Türk hükümetlerine düşmektedir.

Umarız bu görüşmeler Kürt halkının temel demokratik haklarının tanınmasıyla sonuçlanır. Ancak devletin ve hükümetin tutumları bu konularda çok umut verici görünmüyor. Cumhurbaşkanı ‘demokratik özerkliği’ gizli ajanda olarak değerlendiriyor. Başbakan ‘Anadilde eğitim olmaz’ diyor.

Zaten Anayasa profesörü AKP’li burhan Kuzu “anadilde eğitim olursa sonra devlet isterler” diyor. Anadilde eğitimi yeni bir millet yaratma olarak değerlendiriyorlar.

Şimdi soralım: Kürt yoktur demekle, anadilde eğitim olursa ayrı millet olurlar demek arasında ne fark vardır? Kürtlerin öz yönetimini reddeden ve anadilde eğitimi kabul etmeyen bir hükümet sorunu zor çözer. Bu nedenle devletin ve hükümetin hala zihniyet değiştirme sorunu vardır. Demokratik özerklik tartışmaları ve anadilde eğitim boykotu sonrasında yapılan açıklamalar devlet ve hükümetin zihniyet sorunu olduğunu gösteriyor. Kürt sorunu neden çözülmüyor sorusunun cevabı son haftalarda daha iyi anlaşılmıştır.

Kürtlerin demokratik özerklik talebi karşısında gösterilen tepkiler şaşırtıcıdır. Öz yönetim olmaz; olsa olsa yerel yönetimlerin yetkileri biraz genişleyebilir, deniliyor. Anadilde eğitim olmaz; olsa olsa okullarda Kürtçe öğreten dersler konulabilir, deniliyor. Yani kursların resmi biçimi dışında bir şey yapılmayacağı söyleniyor. Kuşkusuz bu yaklaşım ve söylemler kültürel soykırım ve siyasi sömürgeciliği sürdürmekte ısrardır.

Türkiye bu yaklaşımlarla bir yere varamaz. Eğer bu sorunu çözeceklerse köklü zihniyet değişimine uğramaları gerekir. Kültürel soykırımdan vazgeçerek anadilde eğitimi; siyasi sömürgecilikten vazgeçerek Kürtlerin demokratik öz yönetimlerini kabul etmek zorundadırlar. Bu haklar tanınmadan Kürt sorununun çözüleceğini düşünmek mümkün değildir.

Türkiye'de demokratik çevreler, aydınlar, birçok sivil toplum örgütü ve Türkiye halkı Kürt sorununun çözümünü istiyor. Son görüşmeler de toplumdan gelen baskılar nedeniyle yapılmıştır. Eğer demokrasi güçleri ve toplum çözüm yönünde bu baskısını sürdürürse devlet ve hükümet çözüm noktasına gelecektir.

Toplumdaki bu durum mutlaka görüşmelere yansıyacaktır. Eğer hükümet Kürt sorununun çözümünü istiyorsa Türkiye toplumundan gelen sese kulak vermek zorunda kalacaktır.

Kürtler zaten çözüm istiyor. Demokratik özerklik kutlamaları Kürt halkının tutumunu ortaya koyuyor. Umarız bu defa oyalama ve zaman kazanma yaklaşımı olmaz. Ya da bazılarının belirttiği gibi sorun çözülmeden silah bırakma ya da başka dayatmalar gündeme getirilmez. Çünkü bu tür şeyler ne çözümü ne de çözüm konusunda olumlu bir zemini ortaya çıkarır. Bu tür söylemler çözüm istemeyenlerin işi yokuşa sürmesi olarak anlaşılmalıdır.

Türkiye ve Kürdistan halkı bu görüşmelerden umutlu olmak istiyor. Ama herkes de biliyor ki esas görüşmeler İmralı’da olacaktır. Bunu Türkiye basını ve bu sorunla ilgilenenler de dillendiriyor. BDP ve Kandil ise İmralı’daki görüşmelerin sonuç almasında kolaylaştırıcı olabilir.

ANF NEWS AGENCY

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder